Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün ilçemiz Seferihisar’a ziyaretinin 92. yılı törenlerinin ardından çok sayıda okurumdan mesaj aldım
Okurlarım bilir; tarihe not düşmeyi severim.
Tabii hızla artan nüfus ve yeni komşularımızla birlikte, biz anlattıkça ilçeye dair bazı detaylar da öğreniliyor.
Bunlardan biri de Atatürk’ün ziyareti…
Aldığım mesajlardan anladım ki bu onur gününü daha detaylı bilmek isteyen çok.
O hâlde başlayalım anlatmaya.
O gün orada bulunan ve uzun yıllar yaşamış en az 6-7 kişiden dinledim bu anıları.
Bunlardan ilki babaannem Fehime Hanım’dı.
Fehime Hanım, “Babana 8 aylık hamileydim,” derdi. Babam Mayıs doğumlu; yani tarih doğru.
Gazi Paşa’nın Seferihisar’a geleceği önceden bildirilmiş: 11 Nisan 1934.
Fehime Hanım, o dönemin ileri gelenlerinden; zeki, bilge bir Cumhuriyet kadını… Kızı Sevinç ile birlikte karşılamak için yola çıkıyorlar. Evleri zaten güzergâh üzerinde.
Şu an Anı Evi’nin bulunduğu caddenin çaprazı… Yani ilçenin girişi.
Halk yoğun şekilde caddeye sıralanmış durumda. Herkes orada. Heyecan dorukta.
Dedem Ali Mazhar Bey, kızı Sevinç’in eline bir buket çiçek veriyor. Gazi Paşa ilçeye girdiğinde sunulacak…
Halam Sevinç Turgut’un anlatımıyla:
“Çok heyecanlıydım. Annem beni çok şık giydirmişti. Sabah saatlerinde yola çıkmıştık. Elimde çiçek buketiyle bekliyordum. Ama Gazi Paşa önce Sığacık’a geçti. Hava rüzgârlıydı, elimdeki çiçekler tek tek uçuşuyordu.”
Gazi Paşa o gün ilçeye geldiğinde ilk olarak Sığacık’a geçer. Orada halkla sohbet eder. Kaptan İrfan Kozan’ın babası o zamanlar çocuktur; ona okuma yazma ile ilgili sorular sorar. Yeni alfabenin henüz yeterince yaygınlaşmadığını fark eder ve öğretmenleri bu konuda uyarır.
Stratejik açıdan körfezi görmek istemiştir. Rivayete göre, bir İngiliz komutanın Çanakkale Savaşı sonrasında söylediği “Eğer Çanakkale yerine Sığacık Körfezi’nden çıkartma yapsaydık başarılı olurduk” sözü, onu bu coğrafyayı görmeye yöneltmiştir.
Gazi Paşa, Sığacık Körfezi’ne bakarak yanındakilere şöyle der:
“Nereden çıkartma yaptıklarının bir önemi yok. Bu millet esareti kabul etmez. Nereden gelirlerse gelsinler yenilmeye mahkûmdurlar.”
Sığacık’taki incelemeler sürerken Seferihisar’da halk beklemeye devam eder.
Süleyman Çetinkaya o sıralar 12 yaşındadır. Şöyle anlatır:
“Çok bekledik. Çocukluk işte, sıkıldım; oynamaya gittim ama…”
Ama görmüştür. Beklemese de görmüştür.
Ve nihayet saatler süren bekleyişin ardından Gazi Paşa Seferihisar’a girer. Halk coşkuyla karşılar. Selamlayarak ve yürüyerek ilerler.
Osman Sağlam’ın anlatımıyla:
“İşte Gazi Paşa geldi’ dedi babam. Heyecanla baktım. Ayakkabıları parlaktı. Hiç öyle ayakkabı görmemiştim. Çok görkemliydi. Açık renk kıyafet giymişti.”
Halkla selamlaşan Gazi Paşa çarşı merkezine gider; halk da arkasından yürür. O sırada oyuna dalan Süleyman Çetinkaya kalabalığı görür, koşar:
“Hangisi Gazi Paşa?” diye sorar.
Ona gösterirler. Yaklaşabildiği kadar yaklaşır. Mavi gözlerini görecek, ona gülümseyecek kadar…
Gazi Paşa daha sonra, bugün de aynı yerde bulunan askerî gazinoya geçer. İlçenin kaymakamı, komutanı, belediye başkanı ve meclis üyeleriyle oturur, bir kahve içer. Dedem Ali Mazhar Bey ile birlikte babamın dayısı Fuat Akın da oradadır.
Sohbet sırasında bir köylü gelir. Gazi Paşa’ya yoğurt getirmiştir:
“Bir dağar yoğurt getirdim size paşam,” der.
“Dağar” kelimesi Atatürk’ün dikkatini çeker. Yanındakilere işaret eder:
“Yörükler has Türkçe konuşur,” der ve bu kelimenin Türk Dil Kurumu’na bildirilmesi için not aldırır.
“Dağar” o gün kayıtlara geçer:
Toprak kap; ağzı yayvan, dibi dar çömlek.
Askerî gazinoda otururken hemen karşıda mezarlık olduğunu fark eder. Belediye başkanı ve meclis üyelerine, mezarlığın şehir merkezinden taşınması yönünde tavsiyede bulunur. Bu tavsiye bir emir kabul edilir.
Eskiler bilir… Havuzlu Park, biz çocukken klasik mezarlık duvarlarıyla çevriliydi. Ancak mezarlık daha yukarıya taşınmıştı.
Bu büyük gurur günü, onu görebilenler için heyecanla ve çabucak geçti.
Atatürk ilçeden ayrıldı…
O güne ait bir fotoğrafın olmaması ise üzücü.
Ama olsun… Onu görenler anlattı hep. Bazıları kayıt altına alındı, bazıları ise hafızalarda, nesilden nesile aktarılmayı bekliyor.
Her zaman kalbimizde yaşayan Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Seferihisar’a ziyaretiyle hep gurur duyacağız.
Yaşa Mustafa Kemal Paşa, yaşa…
Biz seni sadece mücevher taşa değil, kalbimize yazdık.
Orada her daim yaşamaya devam edeceksin.
Ve nesilden nesile… Ebediyen.
Saygılarımla,
Sevil Ege
