Emekli aç…
Öğrenci aç…
Hukuk aç…
Eğitim aç…
Zengin daha zengin, fakir ekmeğe muhtaç!
Pazar artıklarıyla evine bir lokma götürüp ocağını tüttürmeye çalışanlar var. Bir de şan, şöhret ve makam peşinde koşup fonlarda, paranın başında doymak bilmeyenler…
Biri evine ekmek götürmenin derdinde, diğeri servetine servet katmanın!
Dağlarımız madenlerin kıskacında…
Altın uğruna doğamız, toprağımız, suyumuz tehdit altında. Tarım alanlarımız daralıyor, çiftçimiz toprağından kopuyor.
Bir zamanlar nefes aldığımız yaylalarda değişen hayatı seyrediyoruz. Kendi insanımız geçim derdiyle boğuşurken memleketimizin doğal ve kültürel değerlerini nasıl koruyacağımızı sorguluyoruz.
Kadın cinayetleri…
Fon vurgunu iddiaları…
Bitmeyen yolsuzluk tartışmaları…
Adalete duyulan güvenin sarsılması…
Ve bütün bunların ortasında büyüyen bir korku!
İnsan konuşurken düşünüyor, yazarken çekiniyor, hakkını ararken başına ne geleceğini hesaplıyor.
İnsan bazen bir günde tükenmez; umudu azar azar elinden alınır, sesi sindire sindire kısılır, geleceğe olan inancı parça parça yok edilir.
Ne dindaşından ses var,
ne soydaşından nefes var,
ne de gardaşından sahip çıkan!
Vah benim garip ülkem, vah!
Biz bu ülkenin dağlarını, ovalarını, yaylalarını, emeğini ve geleceğini kimlere emanet ettik?
Bir tarafta pazar artıklarından geçim sağlamaya çalışan insanlar, diğer tarafta daha fazlasına doymayanlar…
Bir tarafta geçim derdiyle geceleri uyuyamayanlar, diğer tarafta makamın, şöhretin ve paranın içinde yaşayanlar…
Bu mudur bizim hak ettiğimiz hayat?
Bizim istediğimiz çok şey değil:
Çocuğumuz tok olsun.
Emeklimiz huzur bulsun.
Kadınlarımız korkmadan yaşasın.
Çiftçimiz toprağından kopmasın.
Gençlerimiz geleceğinden umudunu kesmesin.
Hukuk herkese eşit uygulansın.
İnsanlar düşüncelerini özgürce söyleyebilsin.
Bu ülke hepimizin.
Toprağı da bizim, geleceği de bizim!
Bir avuç insanın refahı büyürken milyonların sofrası küçülüyorsa, burada durup düşünmek gerek.
Çünkü mesele yalnızca ekonomi değil; adalet, vicdan, insanlık ve memleket meselesidir.
Vah benim garip ülkem, vah!
Ne kadar yalnızız be…
Ne kadar yorgun, ne kadar kırgın, ne kadar umutsuzuz!
HALUK DEDE
