Her pazartesi pazarı kurulur buralarda.
Mevsim sonbahardan kışa döndü yüzünü. Ağaçlar yapraklarını çoktan döktü, yağmurlar da yüzünü gösterdi artık.
Alışverişe çıktım yine bu sabah. Zaten oldum olası pazarları hep sevmişimdir. Sadece sebze meyve değildir derdim… Özellikle üreten kadınlarla sohbet etmek, onları gözlemlemek bana ayrı bir keyif verir.
Çünkü herkesin hikâyesi başka…
Bir de pazarda satılan simidi çok severim. Belki de onu da bir kadın sattığı içindir. Yine üç simit aldım. İki kişiyiz ama fazladan bir tane aldım, “Birine kısmet olur” diyerek yukarı doğru ilerledim.
Bir teyze, köyden birkaç demet maydanoz, ıspanak, dereotu getirmiş, satmaya çalışıyor. Yağmur da yağıyor bir taraftan. Şemsiyesi de yok, ıslanıyor. Kıyamadım… Ürünleri bitsin de evine gitsin diye sattığı her şeyden aldım. Kıyamıyorum teyzeye ama elimden başka bir şey de gelmiyor.
Teyzeye sordum:
“Teyzeciğim, kahvaltı yaptınız mı? Sizinle simidimi paylaşmak istiyorum.” diyerek fazla olan simidi uzattım.
“Yapmadım kızım, sen neden öyle ettin bakayım, şimdi kendin yesene,” dedi.
“Bu fazladan, teyzeciğim… Sizin kısmetinizmiş,” dedim. Aldıklarımın üzerinden kalan parayı da “Çay parası olsun” diyerek bıraktım.
Teyze başladı ağlamaya… Ben ne yapacağımı şaşırdım. Ben de ağlayacağım…
Elini tuttum.
“Seni seviyorum canımın içi. Ben her pazar yanınıza uğrayacağım. Afiyet olsun. Bak teyzeciğim, artık bir kızın var,” diyerek ayrıldım.
Artık benim pazarda bir teyzem var. Her hafta yanına gidiyorum. Ne getirdiyse birer demet alıyorum. Kendimize simit alırken ona da bir tane alıyorum.
Teyzem artık ağlamaklı değil… Bana gülerek teşekkür ediyor.
Ben mutlu, o mutlu…
İşte mutluluğun ölçüsü yok.
İçinde sevgi olan,
Bir simidi dünyalara değişmeyen insanlar var.
Bir simit, bir bardak çay…
İnsana sonsuz mutluluk ve huzur veriyor.
Benim pazardaki gül yüzlü, güzel yürekli, eli öpülesi teyzem gibi…
Sevginin gücü işte bu…
AYŞE KABUCU
