
Eskiden üzerimizde yamalı elbiseler vardı. Dizimizde, dirseğimizde, göğsümüzde yamalar olurdu. Belki imkânlarımız sınırlıydı ama insanlığımız eksiksizdi. Terbiyemiz, ahlakımız, dürüstlüğümüz ve vicdanımız yamasızdı. Fakirdik belki; fakat karakterimiz zengindi.
Bugün ise elbiselerimiz ütülü, markalı ve kusursuz görünüyor. Ne var ki insanlığımız aynı ölçüde güzelleşmedi. Haksız kazanç normalleşti, rüşvet sıradanlaştı, çıkar uğruna dostluklar feda edilir oldu. Kibir, bencillik ve gösteriş çoğaldı. İnsanlar birbirini sevmekten çok, birbirine üstün gelmeye çalışıyor.
Siyaset bile bu kirlilikten nasibini aldı. Fikir ayrılıkları yerini kutuplaşmaya bıraktı. İnsanlar birbirini dinlemek yerine ötekileştiriyor. Güçlünün zayıfı ezdiği, haklının değil güçlü olanın sesinin duyulduğu bir düzen hiçbir topluma huzur getirmez. Çünkü adaletin olmadığı yerde güven olmaz; güvenin olmadığı yerde ise gelecek kurulamaz.
Eskiden büyüklerimiz bize önce insan olmayı öğretirdi. “Doğru ol, kul hakkı yeme, yalan söyleme, mazluma sahip çık” derlerdi. Şimdi ise birçok kişi, “Nasıl daha çok kazanırım?” hesabını yapıyor. Oysa insanın gerçek zenginliği banka hesabında değil; temiz geçmişinde ve arkasında bıraktığı güzel isimdedir.
Başın dik yürüyeceksin. Mahalle aralarına saklanarak değil, yolun ortasında; alnın açık, vicdanın rahat yürüyeceksin. Çünkü korkacak, utanacak ya da hesabını veremeyeceğin hiçbir işin olmayacak. İnsan, vicdanı rahatsa en büyük servete sahiptir.
“Başıma bela gelir” diye iyilikten vazgeçmeyeceksin. Yolda yardıma muhtaç birini gördüğünde el uzatacaksın. Düşene omuz verecek, yaşlıya kol kanat gerecek, mazlumun yanında duracak, haksızlığın karşısında susmayacaksın. Çünkü iyilik cesaret ister; vicdan ise o cesaretin en büyük kaynağıdır.
Unutmayalım ki bir toplumun çöküşü, binaların yıkılmasıyla değil; vicdanların susmasıyla başlar. Asıl yamalanması gereken elbiseler değil, yırtılan ahlakımız, zedelenen adaletimiz ve kaybetmeye başladığımız insanlığımızdır.
Çünkü insanı değerli yapan giydiği elbise değil; taşıdığı vicdan, dürüstlük, merhamet ve şereftir. Gün gelir servet de biter, makam da gider. Ama alnı ak, başı dik yaşayanların adı, insanların gönlünde yaşamaya devam eder.
Saygılarımla,
Haluk Dede
