Bir yeri sevmek kolaydır.
Asıl mesele, sevdiğin yeri koruyabilmektir.
Seferihisar yıllardır “Sakin Şehir” kimliğiyle anılıyor.
Deniziyle…
Sığacık’ın taş sokaklarıyla…
Teos’un binlerce yıllık mirasıyla…
Mandalina bahçeleriyle…
Asırlık zeytin ağaçlarıyla…
Bereketli topraklarıyla…
Ve insanıyla…
İşte bütün bunlar, Seferihisar’ın ruhudur.
Fakat bugün o ruh sessizce yıpranıyor.
Betonlaşma her geçen gün biraz daha artıyor.
Çarpık kentleşme, ilçenin doğal dokusunu zedeliyor.
Kontrolsüz nüfus artışı, altyapının taşıyamadığı bir yük oluşturuyor.
Trafik artık sadece büyük şehirlerin sorunu değil.
Kaldırımlar ve ortak kullanım alanları, belirlenen sınırların ötesinde işgal ediliyor.
Yükselen kiralar, hayat pahalılığı ve ekonomik zorluklar; hem vatandaşın hem de esnafın belini büküyor.
Doğaya gelişi güzel dökülen molozlar ve hafriyat, sadece çevreyi değil, geleceğimizi de kirletiyor.
Daha da acısı…
Narenciye bahçeleri ve verimli tarım arazileri, birer birer betonun altında kayboluyor.
Toprak üretmek yerine bina üretmeye başladığımızda, sadece mandalina ağaçlarını kaybetmeyiz.
Kimliğimizi de kaybederiz.
Gençler artık burada gelecek kurmakta zorlanıyor.
İş bulamıyor.
Üretemiyor.
Yüksek kiralar ve hayat pahalılığı nedeniyle evlenmeyi erteliyor.
Birçoğu umutlarını başka şehirlerde arıyor.
Oysa gençlerini kaybeden şehirler, geleceğini de kaybeder.
Seferihisar’ın en büyük zenginliği ne yüksek binalardır ne de kalabalık caddelerdir.
En büyük zenginliği; toprağıdır, doğasıdır, tarihî mirasıdır ve bu topraklarda yaşamayı seçen insanlarıdır.
Hiç kimse tek başına bu ilçeyi kurtaramaz.
Ama hep birlikte koruyabiliriz.
Yerel yönetimler…
Esnaf…
Üreticiler…
Sivil toplum kuruluşları…
Mahalleler…
Ve bu güzel ilçede yaşayan herkes…
Çünkü Seferihisar, bize dedelerimizden kalan bir miras değil; çocuklarımızın bize emanetidir.
Bu emanete sahip çıkmak ise sadece bir görev değil, aynı zamanda bir vicdan meselesidir.
Seferihisar’ı korumak; ağacı korumaktır, toprağı korumaktır, tarihi korumaktır, emeği korumaktır, geleceği korumaktır.
Ve yaşadığı yere sahip çıkan insanlar sayesinde şehirler yaşar.
Saygılarımla
Haluk Dede
