19 Haziran 2025 tarihinde TBMM Sanayi ve Enerji Komisyonu’nda görüşülmeye başlanan ve kamuoyunda “Süper İzin Yasası” olarak anılan torba yasa teklifi, İzmir’de düzenlenen bir bilgilendirme toplantısında ele alındı. Yasa teklifinin çevre, tarım alanları, kent yaşamı ve hukuk üzerindeki olası etkilerini değerlendirmek üzere İzmir, Manisa ve Aydın’daki kent konseyleri temsilcileri bir araya geldi.

Toplantıya İzmir Barosu Çevre ve Kent Komisyonu’ndan sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Canan Arıcı ile komisyon üyesi Stj. Av. Nilay Sabuncuoğlu konuşmacı olarak katıldı. Av. Arıcı, yasa teklifinin çevresel denetim mekanizmalarını devre dışı bıraktığını, ÇED süreçlerini etkisiz hale getirerek yatırımların önünü açtığını, ancak doğayı ve yerel yaşamı tehdit ettiğini ifade etti. Ayrıca, ormanlık alanların bedelsiz şekilde özel şirketlere tahsis edilmesi, zeytinliklerin ve tarım arazilerinin enerji ve madencilik projeleri için feda edilmesi, belediyelerin imar yetkilerinin merkezi idareye devredilmesi gibi düzenlemelerin anayasal haklarla çeliştiğini vurguladı.

Anayasa’nın çevre hakkı, mülkiyet hakkı, tarım alanlarının korunması, ormanların korunması ve hak arama özgürlüğünü güvence altına alan 56., 35., 45., 169. ve 36. maddelerine atıfta bulunan Arıcı, teklifin yasalaşması halinde çevresel tahribatın geri dönülemez bir boyuta ulaşacağını ve hukuk devleti ilkesinin zedeleneceğini belirtti. Tüm kurumları ve toplumu sorumluluk almaya çağırdı.
Stj. Av. Nilay Sabuncuoğlu ise konuyla alakalı yaptığı konuşmada , yerelden yükselen örgütlü tepkilerin önemine dikkat çekti. Kent konseylerinin ve yurttaşların birlikte hareket ederek anayasal haklarını kullanmaları gerektiğini belirtti. Yasa teklifine karşı hukuki başvuru yolları ve anayasal denetim mekanizmaları hakkında katılımcıları bilgilendirdi.
Toplantı, soru-cevap bölümü ve katılımcı deneyimlerinin paylaşımı ile devam etti. Katılımcılar, torba yasa teklifinin yalnızca çevre savunucularını değil, tüm yaşam savunucularını ilgilendiren bir mesele olduğunu belirterek ortak mücadele çağrısında bulundu.
Toplantının ardından, İzmir, Manisa ve Aydın’daki birçok kent konseyinin imzasıyla yapılan ortak açıklamada, teklifin geri çekilmesi veya Anayasa’ya, çevre hukukuna ve kamu yararına uygun şekilde yeniden düzenlenmesi talep edildi. Açıklamada, “Bu anlayış yalnızca ekolojik yıkımı değil, demokratik katılım ve hukuki güvence mekanizmalarını da tehdit etmektedir. Doğa, kamu yararı adına değil; özel çıkarlar adına feda edilmemelidir” denildi.

Ortak çağrıya Bayraklı Kent Konseyi, Buca Kent Konseyi, Çeşme Kent Konseyi, Foça Kent Konseyi, Gaziemir Kent Konseyi, Güzelbahçe Kent Konseyi, İzmir Kent Konseyi, Karabağlar Kent Konseyi, Karaburun Kent Konseyi, Kuşadası Kent Konseyi, Manisa Kent Konseyi, Menemen Kent Konseyi, Narlıdere Kent Konseyi, Ödemiş Kent Konseyi, Seferihisar Kent Konseyi, Şehzadeler Kent Konseyi, Selçuk Kent Konseyi, Tire Kent Konseyi, Urla ve Yunusemre Kent Konseyi imza attı.

Toplantıda ayrıca, Gölcük Mahallesi’nde yapılması planlanan Jeotermal Enerji Santrali (JES) Projesi de gündeme geldi. Katılımcılar, projeye yönelik tepkilerini dile getirerek “JES’e Hayır” mesajı verdi. Toplantıya katılan kent konseyleri, projeye karşı Gölcük Mahallesinde 28 Haziran Günü düzenlenecek olan danışma kahvaltısı etkinliğine katılarak destek verme kararı aldı.
