Her zaman konuşuruz…
Köpeklerin ne kadar hisli hayvanlar olduğunu…
Sahiplerinin duygu değişimlerini nasıl anladıklarını…
Onlarla birlikte ağlayıp, onlarla birlikte güldüklerini…
Peki ya sokak köpekleri?
26 Ocak günü yaşanmış, gerçek bir hayat hikâyesini ve bir sokak köpeğinin yolculuğunu anlatacağım sizlere.
O gün, ablamın eşi Ahmet Altıncan’ı son yolculuğuna uğurladığımız gündü.
Öğle saatlerinde öyle bir sağanak yağmur başladı ki… Sanki gök yarıldı.
Cenaze törenine katılan herkes şaşkındı.
Merhumun eşi, kızı, oğlu…
Hepsi gözyaşları içinde, yağmura rağmen mezarlıkta bekliyordu.
Fakat orada bekleyen bir kişi daha vardı…
Mezarın başında, sağanak yağmura rağmen hiç kıpırdamadan duran küçük ırk bir sokak köpeği.
Gitmiyordu… Bekliyordu.
Ve çok üzgündü…
Aileden hiç kimse bu köpeği tanımıyordu.
Ama köpek sanki aileyi tanıyordu…
Ya da bu hayattan göçüp giden kişinin;
Sokak hayvanlarını besleyen, onlar için özel kaplar hazırlayan, hasta olanları tedavi ettiren biri olduğunu biliyordu.
Hüzünle mezarın başında bekledi o küçük can dost…
Sonra bir anda aile bireylerine yöneldi.
Merhumun eşine, kızına ve oğluna…
Onlara sarıldı.
Onların hüznünü paylaştı.
Ve sonra… ortadan kayboldu.
Bu garip ve derin olaydan etkilenen yeğenim Yasemin, eve döndüğümüzde taziye için bulunan herkese aynı soruyu soruyordu:
“Köpeği gördünüz mü?”
Herkes aynı şaşkınlıkla cevap veriyordu:
“Evet…”

Ama kimse bir anlam veremiyordu.
Evde büyük bir yas vardı…
Herkes erken kaybın acısını yaşıyor, bir yandan ağlıyor, bir yandan son görevler yerine getiriliyordu.
Birkaç gün sonra yeğenim, köpek için bir ilan açtı.
Görenlerin haber vermesini istedi.
İlk cevap bir vatandaştan geldi.
Bir fotoğraf…
Evet… O köpekti.
Hemen koştuk.
Ama yetişemedik.
Yine de artık elimizde bir fotoğraf vardı…
O can dosttan geriye kalan bir iz…
Dernekler, hayvan dostları…
Herkes paylaştı, sağ olsunlar.
Çok ihbar geldi.
Gittik… baktık… aradık…
Ama bir türlü bulamadık.
Derken bu hafta başı…
Sevgili Seda Akın aradı.
Köpeğin, Cüneyt abi isimli birinin evine alındığını ve koruma altında olduğunu söyledi.
Hemen gittik…
Çok yıpranmıştı…
Oradan oraya savrulmuş, küçük ırk olduğu için beslenememişti.
Ama bizi görünce…
Şaşkın bakışlarla Cüneyt abinin kucağından atlayıp bizim kucağımıza geldi.
Sanki biliyordu…
Sanki tanıyordu…
Hiç vakit kaybetmeden veterinere gittik.
Tedavileri yapıldı, aşıları tamamlandı.
Oradan da Pisi Kuçu’ya…
İhtiyacı olan her şeyi aldık.

Ve sonra…
Artık yalnız değildi.
Ablam ve yeğenim Yasemin onu sahiplendi.
Buluşma anı…
Tarifi zor bir duygu seliydi.
O küçük dost, o derin hissi anlayan kalbiyle, ablamın elini patisiyle tuttu…
Ve birlikte ağladılar.
Sonra hayat devam etti…
Artık onun bir yuvası var.
Vefalı bir can dosta vefa göstermek şarttı.
Sokaklarda geçen zorlu hayattan, sevgi dolu bir yuvaya uzanan bu yolculuk…
Artık huzurla devam edecek.
Sanki birinin bu dünyadan giderken bıraktığı bir emanet gibi…
Bir insanın son yolculuğuyla başlayan…
Bir sokak köpeğinin hayatında dönüm noktası olan…
Tuhaf ama gerçek bir hikâye…
Ve o gün, o son yolculukta aslında bir mesaj vardı:
“Sokak hayvanları sahipsiz değil.”
Sevil Ege
#4NisanSokakHayvanlarıGünü
#SokakHayvanlarıSahipsizDegil
#CanDostlar
